Antakya’dan Mardin’e “İnaç Yolu”
Ana Sayfa » Makaleler » Antakya’dan Mardin’e “İnaç Yolu”
Antakya’dan Mardin’e “İnaç Yolu”
26 Eylül 2012 Çarşamba
Turizm, dünyada önemli bir ekonomik sektör olarak değer kazanmaktadır. Üç tarafı denizlerle çevrili, zengin doğal ve kültürel değerlere sahip olan ülkemiz her geçen yıl turizmde bir geçen yıla oranla daha ileri bir düzeye ulaşmaktadır. 2010 yılında ülkemiz turizmden 21 milyar dolar civarında gelir elde etmiş bulunuyor. Ancak bu gelirin önemli bir bölümünü deniz ve eğlence turizmi oluşturuyor. Gerekli önem verilmesi ve alt yapı eksikliğinin tamamlanması durumunda İnanç Turizmi’nin de toplam turizm geliri içerisinde önemli bir payının olacağı düşünülmektedir. 
 
Günümüzde 7 milyar civarında olan dünya nüfusu içinde 2 milyar Hıristiyan, 1,5 milyar Müslüman ve 13 milyon da Musevi inancına sahip insan yaşıyor. Bu insanlar inanç değerleri ile ilgili yerleri gezip görmek ve onlarla ilgili bilgiler edinmek amacıyla turizm hareketi içinde yer alıyor.
Kudüs, Mekke, Medine, Vatikan, Antakya, Urfa, Kapadokya, Tarsus, Demre, İznik, İstanbul ve Efes her üç semavi din tarafından dünyadaki inanç merkezleri olarak kabul edilmektedir. Bu merkezlerden sekizinin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yer almış olması Türkiye’nin İnanç Turizmi açısından dünyadaki önemini göstermektedir.
 
Aslında bu önemli merkezler dışında Anadolu’nun bir çok yöresinde her üç dinin mensuplarının ilgisini çekecek yüzlerce merkez yer almaktadır.
Bu yazımızda dünyadaki sekiz önemli inanç merkezinin özelliklerini vurguladıktan sonra GAP Bölgesinde yer alan Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin ve Diyarbakır illerine Antakya’yı da ekleyerek oluşturulacak İnanç Turizmi güzergahı tanıtılmaya çalışılmıştır.
 
Dünyanın sekiz inanç merkezinin sahip olduğu inanç değerlerine kısaca değinmeye çalışalım.
 
Kudüs: Museviler, Hıristiyanlar ve Müslümanlar tarafından kutsal kabul edilmektedir.
Mekke: İslamiyetin doğduğu şehirdir. Hz.İbrahim tarafından inşa edilen Müslümanların kıblesi Kâbe bu şehirdedir.
Medine: İslam peygamberi Hz.Muhammed’e kucak açan ilk şehirdir ve Hz.Muhammed’in mezarı buradadır.
Vatikan (Roma): Havari Petrus ve Hz. İsa’dan sonra Hıristiyanlığın en önemli ismi Havari Paulus’un öldürüldüğü ve mezarlarının bulunduğu şehirdir. Dünyadaki tüm Katolik kiliselerinin evrensel merkezidir.
Antakya: (Aşağıdaki bölümde anlatılmıştır).
Urfa : (Aşağıdaki bölümde anlatılmıştır).
Kapadokya: Bu bölgedeki kaya kiliselerinde ve yer altı şehirlerinde gizlilik içerisinde ayinler yapılmış ve  Hıristiyanlık yayılmaya çalışılmıştır.
Tarsus: Havari Paulus’un doğduğu şehir olarak kabul edilmektedir.
Demre (Myra): Havari Paulus buradan Roma’ya gitmiştir. Aziz Nicola (Noel Baba) IV. Yüzyılda bu şehirde Piskoposluk yapmıştır.
İznik: M.S. 325 yılında ilk Ekümenlik Konsülü’nün (kiliseler arası evrensel toplantı) ve daha sonra Yedinci Konsül’ün yapıldığı şehirdir.
İstanbul: Ortodoks Kilisesi’nin merkezi olan bu şehirde ayrıca beş defa Ekümenlik Konsülü yapılmıştır.
Efes: Meryem Ana’nın, İncil’in Yuhanna bölümünü yazan Havari Yuhanna ile birlikte Efes’e 7 km. uzaklıktaki Aladağ’a (Sosmisos) geldiğine ve son günlerini burada geçirdiğine inanılmaktadır. Buradaki bir yapı Meryem Ana Konağı olarak ziyaret edilmektedir. Ayrıca üçüncü Ekümenlik Konsülü Efes’te yapılmıştır.
İşte yukarıda adlarını ve sahip oldukları inanç değerlerini kısaca verdiğimiz dünyadaki bu 12 inanç merkezinden sekizine sahip olan Türkiye’nin Dünya İnanç Turizmi içersinde çok önemli bir yerinin olduğu rahatlıkla anlaşılacaktır.
 
ANTAKYA’DAN  MARDİN’E “ İNAÇ YOLU”
 
ANTAKYA
Efsaneye göre, İsa peygamber, havarilerinden Yuhanna ve Pavlus’u Antakya'ya gönderir. Bu iki elçi Antakya'ya girerken koyunlarını otlatan marangoz Habib Neccar ile karşılaşır (neccar, marangoz demektir). Neccar, yatalak oğlunun elçiler tarafından iyileştirilmesi üzerine Hz. İsa'nın getirdiği dine iman eder. Ancak Antakyalılar elçileri hoş karşılamaz ve onları hapse atarlar. İsa peygamber, bunun üzerine Barbanas'ı şehre üçüncü elçi olarak gönderir. Elçilerin tüm çabalarına rağmen halk Hz. İsa'nın dinine inanmaz ve onları öldürmeyi planlar. Bunu öğrenen Habib-i Neccar, şehre giderek Antakyalılara "Sizden hiçbir ücret talep etmeden Hak dinini anlatan bu elçilerin söylediklerine uyun" diye seslenir. Hz. İsa'nın elçileri de, Habib-i Neccar da işkence altında şehit olurlar. Bu olay Kuran'ın Yasin suresinde anlatılmaktadır.
Habib Neccar Camii ve Türbesi
Hz. İsa’nın havarilerine ilk inanan ve bu uğurda şehit olan Habib Neccar’ın adına Osmanlı döneminde yapılmıştır. Caminin kuzeydoğu köşesinde 4 m. derinde Habib Neccar türbesi vardır. 
Saint Pierre (Senpiyer) Kilisesi
Antakya-Reyhanlı karayolu üzerinde şehir merkezine 2 km mesafededir. Hıristiyanlığın ilk mabetlerinden biri sayılır. Önü duvarla kapatılmış bir doğal mağaradır. Kilisenin cephesini oluşturan bu duvar Haçlılar döneminden kalmadır. Hz. İsa'nın ölümünden sonra MS 29 yılında Antakya'ya gelen Sen Piyer burada vaazlar vermiştir.
Kilisenin içindeki Günahkârlar Hamamı, Antiochus I. tarafından MÖ 3. yüzyılda yaptırılmıştır. Ayrıca içeride, bir baskın anında kaçabilmeleri için Hıristiyanlar
tarafından açılmış bir tünel bulunmaktadır. Hıristiyan alemi için, Kudüs ve Roma gibi kutsal bir yer olması nedeniyle Papa VI. Paul tarafından 1963 yılında hac yeri olarak ilan edilmiştir.
Saint Simon Stylite Manastırı
Antakya-Samandağ karayolu üzerinde Aknehir beldesine 15 km uzaklıktadır. Asi vadisine hakim 479 m yükseklikte bir tepe üzerinde M.S. 6. yüzyılda yapıldığı sanılan bir manastırdır. Antakyalı St. Simon'un buradaki bir sütunun üzerinde 40 yıl yaşadığı bilinmektedir.
 
GAZİANTEP
Hanları, çarşıları, camileri, tarihi evleri, geleneksel el sanatları, müzeleri, Zeugma, Yesemek gibi dünyaca ünlü ören yerleri ve aşağıdaki inanç turizmi değerleri ile Gaziantep önemli bir turizm şehridir.
 
Yuşa Peygamber ve Pirsefa Hazretleri Türbesi
Yuşa Peygamber (A.S.) İsrailoğulları’ndan olup, Hz. Musa’nın yeğenidir. Gaziantep’te Boyacı mahallesinde, Pirsefa mevkindeki bir bina içinde bulunan iki türbeden birinin Yuşa Peygamber’e, diğerinin Yuşa peygamber’in türbedarı Pirsefa Hazretlerine ait olduğu rivayet edilmektedir. Diğer bir rivayete göre Pirsefa, Medinelidir ve Ensar’dandır. Gaziantep’in müslümanlar tarafından fethi sırasında buraya gelmiş, bir kılıç darbesiyle gövdesi ikiye bölünmek suretiyle şehit olmuştur. Bunun üzerine Hz. Ömer O’nu Yuşa peygamber’in yanına defnederek “ Kendisini Peygamber-i Zişanla komşu ettim” demiştir.
 
Rumkale (Hromgla) ve Havari Yuhanna
Rumkale, Gaziantep’in Yavuzeli İlçesine bağlı Kasaba Köyü’nde, Fırat Nehri ile Merziman Çayı’nın birleştiği Fırat’ın batı sahilinde yüksek ve sarp kayalarla örtülü müstahkem bir tepe üzerindedir. Günümüzde Birecik Baraj Gölü kenarında yer almış olması kaleye eşsiz bir tabiat güzelliği kazandırmıştır. Hz. İsa’nın havarilerinden olan Yuhanna’nın Rumkale’yi merkez yaparak Hrıstiyanlığı Rumkale ve civarlarında yaymaya çalıştığı ve ayrıca kayadan oyma bir odada “Yuhanna İncili” olarak bilinen İncil’i yazarak sakladığı rivayet edilmektedir. Ayrıca Yuhanna’nın mezarının Rumkale’de olduğuna inanılmaktadır.
 
Aziz Nerses Kilisesi
12 Yüzyıl’ın sonlarında Rumkale’de ölen Aziz-Şair Nerses Şnorhali tarafından veya onun anısına inşa edildiği tahmin edilmektedir. Bu Aziz, Urfa’nın İmadeddin Zengi tarafından ele geçirilmesi üzerine yazdığı Manzum mersiyesi ile tanınır. Aziz Nerses, 1166–1173 arasında Rumkale Ermeni Katalikosluğu görevinde bulunmuştur. Sur içinde, kalenin güneyinde yer alan kilise, 1292'ye kadar Ermeniler tarafından Katolikosluk makamı olarak kullanılmıştır. Rumkale Türkler tarafından 17. yüzyılda ele geçirilince Kilise, camiye çevrilmiştir. Yapı günümüzde doğu cephesinin yamaca yaslanan bölümü dışında yıkık bir durumdadır.

Barşavma manastırı : 
Rumkale içinde kuzeyde yer alır. 13. yüzyılda Yakubi azizi Barşavma tarafından kendi adına inşa ettirilmiştir. Birbirine bitişik iki yapıdan bazı bölümler ayakta kalmıştır. 
 
URFA : 
Urfa, ilkel dinler, çok tanrılı dinler ve tek tanrılı (Semavi) dinlere  kadar tarihte bir çok inanca ev sahipliği yapmış olması yönü ile İnanç Turizmi bakımından hem dünyada hem de ülkemizde çok önemli bir konuma sahiptir. 
Şehir merkezindeki cami, kilise, han, hamam, kapalı çarşı ve yüzlerce tarihi evden oluşan mimari doku turistlerin hayranlığını çekmektedir.
İlkel dinlere ait dünyanın en eski tapınak kalıntılarının bulunduğu Nevalı Çori, Göbeklitepe, Karahantepe, Sefertepe gibi Neolitik Çağ yerleşmeleri ile Assur ve Babil dönemlerinde gök cisimlerinin tanrı sayıldığı Pagan dininin tapınaklarının yer aldığı Harran ve Soğmatar antik yerleşmeleri Urfa il sınırları içersindedir. 
Ayrıca Urfa, üç semavi din tarafından Peygamber olarak kabul edilen Hz. İbrahim’in doğduğu şehir olarak kabul edilmektedir. İbrahim Peygamber’in eşi Sara ile Akçakale ilçesi yakınlarındaki Ayn el-Arus (Düğün Gözü-Düğün Pınarı) denilen su kaynağında evlendiği söylenir.  İbrahim Peygamber’in, kardeşi Haran’ın oğlu Lut Peygamber ile birlikte Urfa’da hayvancılıkla uğraştığına, her ikisinin çobanları arasında kavga çıkması üzerine Hz. Lut’un Urfa’dan ayrılarak Sodom’a gittiğine inanılır. 
 Yakup Peygamber’in Harran’da Dayısı Laban’ın yanına geldiğine ve dayısı kızları Lea ve Rahel ile burada evlendiği kabul edilir. Harran’daki bir kuyu Yakup Kuyusu olarak ziyaret edilmektedir.
Eyyüp Peygamber’in hastalık çektiği mağara ve suyu ile yıkanarak sağlığına kavuştuğu kuyu Urfa şehir merkezindedir. Ayrıca Eyyüp Peygamber’in, hanımı Rahime Hatun’un ve Elyesa’ Peygamber’in mezarları Urfa’nın Eyyüp Nebi Köyü’ndedir. Yine Eyyüp Peygamber’in oğlu Hz. Havmel’in mezarı Eyyüp Nebi Köyü yakınındaki Telgoran Köyünde bulunmaktadır.
Musa Peygamber’in Soğmatar’da Şuayb Peygamber ile buluştuğuna ve ondan sihirli asasını aldığına, Soğmatar’daki bir kuyunun bu asa ile Hz.Musa tarafından açıldığına inanılmaktadır.  Ayrıca Şuayb Şehri harabelerindeki bir mağara Şuayb Peygamber’in makamı olarak ziyaret edilmektedir.
Hz. İsa’nın Urfa’yı kutsadığına dair bir mektubunu ve yüzünü sildiği mendile çıkan mucizevi portresini (Hagion Mandiylion) havarilerinden Addai ile birlikte Urfa Kralı Abgar Ukkama’ya gönderdiğine, kralın bu mendili yüzüne silerek sağlığına kavuştuğuna ve Hıristiyanlığın resmi devlet dini olarak ilk defa Urfa’da kabul gördüğüne inanılmaktadır.
İşte; bazıları kaynaklara, bazıları da söylencelere dayanan tüm bu özelliklerinden dolayı Şanlıurfa “Peygamberler Şehri” , “İnançlar Diyarı” ve “Kutsanan Şehir”  adlarıyla tanınmaktadır.
639 yılında İslam hakimiyetine giren Urfa’da İslam evliya ve alimlerine ait çok sayıda türbe ve makam bulunmaktadır. İmam Bakır, Cabir el-Ensar, Abdurrahman bin Avf, Hayat el-Harrani, Bediüzzaman Ahmet el-Hemadani, Şeyh Mes’ud türbeleri bunlardan başlıcalarıdır.

MARDİN
Kentte bulunan Artuklu, Karakoyunlu, Akkoyunlu ve Osmanlı dönemlerine ait medreseler, camiler, türbeler ile Süryanilere ait kilise ve manastırlar Mardin’i dört bir yönden kuşatarak adeta açık müzeye çevirmiş durumdadır. Birer saray güzelliğindeki geleneksel Mardin evleri zengin taş süslemeleri ile Güneydoğu Anadolu mimarisi içinde özel bir yere sahiptir.
Türk, Süryani, Yezidi, Kürt, Arap ve Ermeni gibi farklı dil, din ve kültürden oluşan vatandaşların yaşadığı Mardin bu özelliği ile “Hoşgörü Şehri” olarak da tanınmakta ve İnanç Turizmi’nin önemli bir merkezi sayılmaktadır.
 
Mardin’deki Camii - Medrese ve Külliyeler
Şeyh Çabuk Camii, Hamit Camii, Şeyh Mahmut Türki Camii,  Pamuk Camii, Reyhaniye Camii, Arap (Azap Camii), Zairi (Şeyh Muhammed Ezzar Camii, Hacı Ömer (Halife) Camii, Ulu Cami, Abdüllatif (Latifiye) Camii, Melik Mahmut Camii, Şehidiye Camii ve Medresesi, Kızıltepe Ulu Camii, Eminüddin Külliyesi, Şeyh Kasım Halveti Türbe ve Mescidi, Zinciriye Medresesi, Şah Sultan Hatun Medresesi, Sıttı Radviyye (Hatuniye) Medresesi, Melik Mansur Medresesi, Altunboğa Medresesi, Kasımiye Medresesi.
 
Mardin ve çevresinde Kiliseler – Manastırlar
 
Meryemana Kilisesi ve Patrikhanesi, Mor Mihayel Kilisesi ve Burç Manastırı, Mor Behnam (Kırklar) Kilisesi, Mor Petrus ve Pavlus Kilisesi, Mor İliyo Kilisesi, Mor Yusuf Kilisesi (Surp Hovsep), Hammara Manastırı, İzozoel Kilisesi (Midyat’ın Altıntaş (Keferze) köyünde), Mor Stefanos Kilisesi (Midyat’ın Güngören (Keferbe) köyünde), Mor Dimet Manastırı (Savur ilçesi, Dereiçi köyünde), Deyrülzeferan Manastırı (Mardin’in 3 km. doğusunda), Mor Evgin Manastırı (Girmeli bucağının 7 km. kuzeyinde), Meryem Ana Manastırı (Midyat ilçesinin Anıtlı (Hah) köyünde), Mor Cırcıs Manastırı (Derik ilçe merkezinde), Mor Yakup Manastırı (Nusaybin ilçe merkezinde), Deyrulumur (Mor Gabriel) Manastırı (Midyat ilçesinin 18 km. doğusunda).
 
DİYARBAKIR
Surları, camileri, kiliseleri, medreseleri, hanları ve geleneksel evleriyle Diyarbakır adeta müze şehir görünümündedir.
Diyarbakır’da 8 peygamber mezarı, 3 peygamber makamı ve 541 sahabe kabrinin bulunduğuna inanılmış olması şehri inanç turizmi bakımından önemli bir merkez konumuna getirmiştir.  
 Buna göre Diyarbakır’da Hz. Zülküf, Hz. Elyesa, Hz. Asaf bin Behriya, Hz. Enüş, Hz. Melak, Hz.Rüveym, Hz. Harut ve Hz. Danyal peygamberlerinin kabirleri, Hz. Zülküf, Hz. Yunus ve Hz. İlyas peygamberlerinin de makamları yer alır.
Eğil'de isimleri Kur'an-ı Kerim'de geçen Hz. Zülküf, Hz. Elyesa, Hz. Süleyman'ın kâtibi Harun'u Asefi, Nebi Zennun’un (Yunus Peygamber) yattığına inanılmaktadır. Hz. Danyal ile ilgili güçlü veriler vardır. Ergani Otluca (Kızılca köyünde) Hz. Şit'in oğlu Hz. Adem'in altıncı göbek torunu Hz. Enuş’un yattığı söylenilir. Fis Kayası'nda Yunus Peygamber'in makamı, Ergani'de Zülküf Peygamber'in makamı bulunmaktadır. 
Lice Yencülüs Dağı'ndaki mağaralar Ashab-ı Kehf mağaraları olarak ziyaret edilmektedir. 
Ayrıca Diyarbakır'da 30'unun mezarı belli 541 sahabe ve tâbiîn türbesinden başlıcaları Şehid Sahabiler (Hz.Süleyman Camii haziresinde), Sultan Şüca, Şeyh Yusuf el-Hemedani, Şeyh Abdülcelil, Lala Bey, Sarı Saltuk, Zincirkıran, Mir Seyyaf, Fatih Paşa ve İskender Paşa türbeleridir.
Diyarbakır cami ve kilise mimarisi bakımından da önemli bir yere sahiptir.
Ulu Cami, Hz.Süleyman Camii, Nebi Camii, İskender Paşa Camii, Fatih Paşa Camii, Behram Paşa Camii, Hüsrev Paşa Camii, Melek Ahmet Paşa Cami Diyarbakır camileri Dyarbakır’daki camilerin bazılarıdır. 
Mor Yakup Kilisesi, Surp Gragos Kilisesi, Saint George Kilisesi, Surp Sargis Kilisesi, Mar petyun Kilisesi ve Meryem Ana Kilisesi Diyarbakır’daki kiliselerin başlıcalarıdır.
 
“ANTAKYA’DAN MARDİN’E İNANÇ YOLU”NUN CANLANDIRILMASI İÇİN
“İNANÇ YOLU TURİZM ALT YAPISI MALİ DESTEK PROGRAMI”
 
Yukarıda da görüldüğü üzere Antakya’dan başlayan, Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin ve Diyarbakır illerini de içine alan “İnanç Yolu” üzerinde İnanç Turizmi bakımından çok önemli değerler yer almaktadır. Bu yol üzerindeki şehirleri kapsamlarına alan Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansı’nın (Antakya), İpekyolu Kalkınma Ajansı’nın (Gaziantep), Karacadağ Kalkınma Ajansı’nın (Şanlıurfa-Diyarbakır) ve Dicle Kalkınma Ajansı’nın (Mardin) Turizm Alt Yapısı Mali Destek Programı çerçevesinde; sadece bu inanç merkezlerine yönelik yolların yapılması, türbe ve makamların restorasyonu, turistlerin ihtiyaçlarını karşılayacak restoran-cafe gibi sosyal tesislerin oluşturulması, ören yerlerinde arkeolojik kazı ve çevre düzenlemesi yapılması projelerine destek sağlaması son derece yararlı olacaktır. 
Bu projelerin tamamlanması halinde, bölge inanç turizmine hazır duruma gelecektir. Sonraki aşamada güzergahın basılı ve görsel yayınlarla, internet portallarıyla tanıtılması yapılacak, bunun sonucunda canlanacak turizm vasıtasıyla bölgenin ekonomisi gelişecek ve binlerce insana istihdam sağlanmış olacaktır.
 

Yrd.Doç.Dr.A.Cihat KÜRKÇÜOĞLU 
Harran Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Öğr. Üyesi