Cemil Paşa Konağı
Ana Sayfa » Makaleler » Cemil Paşa Konağı
Cemil Paşa Konağı
26 Eylül 2012 Çarşamba

 "Ben yirmi bir yaşıma gelinceye kadar Cemil Paşa Konağı denilen bir saray, bir şato belki de bir kışla görünümünde olan muazzam bir konakta yaşadım. Bu muazzam konağın dairesinde yirmiden fazla hanım, yirmi kadar hizmetçi ve işçi, otuzdan fazla çocuk vardı."(Ekrem Cemil Paşa)

İnsanların öncelikle barınma ihtiyaçlarını karşılamak için yapılan evler, doğaldır ki işlevine, ihtiyaca, ekonomik ve sosyal duruma göre yapılırken, bu genel etkinin yanı sıra yerel özelliklerin etkisiyle özgün kimliklerini bularak şekillenirler. Diyarbakır evlerine baktığımızda, evlerin planlarını etkileyen üç önemli etkeni; iklimi, eski kenti sınırlayan surları ve kaynağını, sönmüş bir yanardağ olan Karacadağ'dan alan bazalt taş malzemeyi görürüz. Diyarbakır evlerinin ve sokaklarının şekillenmesinde önemli etken olan surlar, kentin genişlemesini sınırladığı için sur içindeki alanda yoğunlaşma olmuş, evler birbirine bitişerek sokaklar oldukça daralmıştır. Evler yüksek duvarlarla sokaklardan ayrılmış, dışa kapalı bir durum göstermiştir. Yan evlerden de yüksek duvarlarla ilişkisi kesilen evlerde, hayat avluda geçmektedir. Yazların çok sıcak, kışların soğuk geçtiği Diyarbakır'da iklimin etkisiyle evlerde yazlık, kışlık ve mevsimlik bölümler karşımıza çıkmaktadır.
 
Diyarbakır'ın anıtsal yapılarından evlerine kadar mimarisinde kullanılan malzeme, kuşkusuz bazalttır ve evlerin şekillenmesinde malzeme önemli etkenlerden biri olmuştur. Son derece dayanıklı olan bu taşın mimaride kullanılması, bunca tahribe rağmen eski yapıların günümüze kadar ulaşmasını sağlamıştır. Bazaltın yanında beyaz kalker taşına da yer verilmiştir. Ancak yörede bulunması güç olduğundan az kullanılmış, yerine bazaltın yüzü “cıs” ile beyazlatılıp yapma olarak aynı izlenim verilmeye çalışılmış ve yine "cıs' adı verilen sönmüş kireçten yapılmış beyaz renkli bezemelere de yer verilmiştir. Düz toprak damlı olan evlerin, horasan sıva ile kaplı döşemelerinin altında sıkıştırılmış toprak kullanılmıştır.
 
Cemil Paşa Konağı
 
Bir dönemin Diyarbakır'ının sosyoekonomik düzeyini en iyi şekilde yansıtan Diyarbakır'ın eski evlerine, yerel ev mimarisinin tüm özelliklerini bünyesinde taşıyan Cemil Paşa Konağı, güzel bir örnek oluşturmaktadır. Konak, Mardin Kapısı'na yakın, Ali Paşa Mahallesi, Köylü Sokak'ta bulunmaktadır. Cemil Paşa tarafından yaptırılmıştır. 
Cemil Paşa'nın torunlarından ve konağın varislerinden olan Felat Cemiloğlu'ndan, Cemil Paşa'nın 23 yıl Yemen'deki valilik, daha sonra Siirt'te mutasarrıflık yaptığını, Yemen'deki valiliği sırasında konağı yaptırdığını ve 1902 yılında bu konakta öldüğünü öğreniyoruz. 
Konağın selamlık bölümünün sokağa açılan giriş kapısı üzerinde yağmurlu veya güneşli günlerde kapıda bekleyeni korumak için yapılmış örtmeyi taşıyan konsollardan birinin üzerinde alt alta (hicri 1305, M. 1887) ve (hicri 1306, M.1888) tarihleri görülmektedir. Yine aynı girişin ahşap kapı kanatlarının üstte kemere yakın yerinde çerçeve içinde iki satır halinde olmak üzere üst satırda Arapça harflerle sene 1306 (M. 1888), alt satırda ise sene 1320 (M. 1902) tarihleri yer almaktadır. Bu durumda taş konsol üzerindeki 1305-1306, tarihleri konağın yapım tarihini, ahşap kapı üzerindeki 1306 konağın inşasının bitiş tarihini, 1320 ise, Cemil Paşa'nın ölüm tarihini vermekle birlikte ahşap kapı üzerindeki bu tarihlerin, Cemil Paşa öldükten sonra kapıya işlenmiş olduğunu akla getirmektedir. 
Yapının planına bakacak olursak; haremlik ve selamlık bö1ümlerinden oluşan konak, 2000 m² lik bir alanı kaplamaktadır. Selamlık bölümünün tamamı, haremlik bölümünün ise doğu kesimi iki katlı olarak düzenlenmiştir. Haremlik bölümünün güney kanadı da büyük oranda yıkılmış olmasına karşın iki katlı olduğuna dair izler göstermektedir.
 
Selamlık
 
Selamlık bölümünün kuzey ve güneyindeki sokaklardan birer, harem bölümünden de bir olmak üzere üç ayrı girişi bulunmaktadır. Kuzeyde sokağa açılan çift kanatlı büyük ahşap kapıdan selamlığa girilir. Girişin önünde sokak arası olarak tabir edeceğimiz küçük bir bölüm yer almaktadır. Girişin doğusunda birbirine bitişik iki tuvalet, hemen batı yanında ise kapıları avluya açılan ahır bulunmaktadır. Geçitten hemen sonra ortasında bahçesi bulunan büyükçe bir avluya geçilmektedir. Selamlığa ait tüm kapalı mekânlar avlunun güneyinde yer almaktadır. Zemin katla birlikte iki katlı olan selamlığın alt katında, iki yandaki odaların hizasından oldukça dışa taşkın, önden iki kemerle avluya açılan, ortasında havuzu bulunan eyvan bulunmaktadır. Eyvanın arkasında, iki yan kanatta odalar yer almaktadır. Eyvanın hemen arkasındaki kâhya adasının yanından merdivenlerle üst kata çıkılmaktadır. Merdivenin başında sokağa doğru çıkıntı yapan bir tuvalet bulunmaktadır. Eyvanın tam üstünde kalıntılarından ve elimize geçen eski bir fotoğraftan oldukça ihtişamlı olduğu anlaşılan kabul odası bulunmaktadır. Bu büyük mekânın ağırlığını, altındaki eyvanın avluya açılan iki kemerine paralel uzanan ve iki kemerin açıklığını kapsayacak ölçüde olan (7 metre) son derece basık, neredeyse düz bir hatıl izlenimi veren siyah-beyaz taşlarla örülü bir kemer taşımaktadır. Kemerin büyük açıklıklı ve neredeyse düz bir hatıl şeklinde inşa edilmiş olması mimari açıdan önemli bir özellik taşımaktadır. Kabul adasının iki yanında ve arkada iki köşede odalar bulunmakta, hemen arkasında ise üst kata çıkışı sağlayan merdivenlerin bulunduğu ve bütün oda kapılarının açıldığı, ev ortası yer almaktadır. Üst katta hareme bitişik arka köşedeki odanın harem bölümüne geçişi sağlayan küçük bir kapısı bulunmaktadır. Avlunun kuzeyinde sonradan eklendiği anlaşılan ahır kısmı yer almaktadır.
 
Harem
 
Cemil Paşa Konağı'nın harem bölümüne, selamlık girişine göre daha küçük olan bir kapıdan girilmekte ve ilk girişte sokak arası denilen bir bölüm ile karşılaşılmaktadır. Girişin hemen solunda selamlığa geçişi sağlayan bir kapı, onun yanında da selamlığa yiyecek vs aktarmakta kullanılan döner bir dolap bulunmaktadır. Girişin sağında tuvalet ve hemen yanında dama çıkışı sağlayan merdiven yer alır. Sokak arasını geçince ortasında havuzu ve büyükçe bir bahçesi bulunan, dört bir tarafı haremin değişik bölümleriyle çevrili, oldukça büyük bir avluyla karşılaşırız. Dişi bazalt taşla döşeli avlunun dört bir tarafı mekanlarla çevrelenmiştir. Diyarbakır evlerinin genel özelliklerine uygun olarak burada da avlunun güneyinde yer alan, kuzeye yönelik olarak düzenlenmiş ve kalıntılardan büyük ayvanı olduğu anlaşılan yazlık kısmı, karşısında güneye yönelik düzenlenmiş kışlık kısmı, doğu ve batıda ise mevsimlik bölümler yer almaktadır. 
Yazlık bölümünün büyük bir kısmı yıkılmış olmasına rağmen kalıntılar ve benzeri diğer evlere bakarak, yazlık bölümünün, önde, ortada büyükçe bir eyvanı, yanlarda ve arkada ise odaların sıralanmış olabileceğini söyleyebiliriz. Kışlık bölüm, çift kemer açıklıklı eyvanın iki yanında yer alan birer odadan oluşmaktadır. Mevsimlik bölümler ise ortada bir kemerle avluya açılan eyvanın, iki yanına odaların yerleştirilmiş olmasıyla benzer plan içermektedirler. Kışlık bölümün eyvanı eski resimlerde de görüldüğü gibi, diğerlerinden farklı olarak camekânla avluya kapatılmıştır. 
Avlunun kuzey-batı köşesinde "L" biçimli eyvan görünümünde olan mutfak yer almaktadır. Mutfağın, üç büyük ocağı ve sonradan eklenmiş olan dört musluklu büyük çeşmesi ile oldukça kalabalık nüfuslu bir aileye hizmet verdiği, anlaşılmaktadır. Kışlık ve batıdaki mevsimlik bölümün arasında bulunan mutfağın, mevsimlik bölümü tarafındaki küçük bir kapıdan alttaki zerzembe olarak adlandırılan erzakların depolandığı kilere geçilebilmektedir. Diyarbakır evlerinin vazgeçilmez unsurları olan zerzembeler burada da kışlık ve mevsimlik bölümlerinin alt katlarını boydan boya çevirmekte, kalın duvarlı, bol pencereli ve yarıya kadar yeraltında oldukları için yaz-kış aynı sıcaklığı korumaktadırlar. Bu nedenle de her türlü yiyecek buralarda rahatlıkla depolanabilmektedir. Kışlık bölümün her iki tarafında kapıları avluya açılan birer tuvalet ve batı tarafındaki tuvaletin hemen yanında işçi odası yer almaktadır. Batıdaki mevsimlik kısmın her iki yanındaki merdivenlerle dama çıkış sağlanmaktadır. Avlunun güney-doğusunda mutfağın tam karşısındaki köşede yine "L" biçimli bir eyvan bulunmaktadır, "L"nin uzun kolunun arkasında bir oda, kısa kolun arkasında ise üst kata çıkan merdivenler yer almaktadır. Konağın bugünkü durumuna göre sadece doğu bölümü iki katlıdır. Yazlık bölümün üstü yıkık olmakla birlikte, izlerden iki katlı olabileceği düşünülmektedir.
Üst katta merdiven çıkış yeri eyvan olarak düzenlenmiş olup, avluya bakan yüzleri kemer açıklıklıdır. Eyvanın her iki yanında odalar sıralanmaktadır. Üst katın güney-doğu köşesinde selamlığın ikinci katındaki odalara geçişi sağlayan kapı bulunmakta, geçişin hemen arkasındaysa tuvalet yer almaktadır. Yine ayrı bir merdivenle kuzey-doğu köşedeki eyvana çıkılmakta, buradan şahnişli odaya ve küçük balkondan tuvalete, tuvaletin arkasındaki bölümde küçük bir açıklıkla dama geçiş sağlanmaktadır. Şahnişli odadan tuvaletin hemen üstünde yer alan, koltuk odasına ahşap bir merdivenle çıkış sağlanmaktadır. Odanın şahnişi ise bugün yıkık durumdadır. 
 
Konak'ta yaşam
 
Konakla ilgili yazılı ve sözlü kaynaklardan öğrendiğimize göre, konakta yemek, temizlik, çocuk bakımı gibi işleri gören kadın ve erkek birçok hizmetli yaşamakta idi. Ancak konağın bugünkü durumuna baktığımızda bu kadar çok kişinin kalabileceği herhangi bir yere rastlanmamaktadır. Selamlığın sokak girişinin solundaki tuvaletlerin hemen yanında yer alan sonradan örülmüş bir kapı görülmektedir. bu kapının arkasında ise bugün müstakil bir ev olarak kullanılan bir bölüm bulunmaktadır. Buranın tam bir plan vermeyişi ve konakla bağlantılı oluşu, hizmetlilerin burada kalabileceklerini akla getirmektedir. 
Diyarbakır'ın diğer evlerinde olduğu gibi bu konakta da bazaltın koyu ağır görünümünü hafifletmek için avluya ve eyvanlara bakan yüzeyler sönmüş kireçle yapılan beyaz renkli çiçekli "cıs" adı verilen motiflerle süslenmiştir. Büyük, sivri kemerli pencereler, siyah bazalt ve beyaz kalker taşlarla örülü kemerlerle hareketlilik arttırılmıştır. Odaların zemini horasan döşeme ile kaplı, tavanlar ise ahşap olup, kirişler, genellikle kavak ağacından yapılmıştır. Odanın önemine göre tavan kirişleri düz olarak boyandığı gibi oyma veya boya ile eşsiz güzellikte desenlerle de bezendiği görülmektedir. Odaların içlerinde baca diye tanımlanan nişlerin yanı sıra alçı bezemeli büyük beşgen nişler ve işlemeli ceviz kapaklı dolaplarla hareketli, ihtişamlı bir görüntü izlenmektedir. Düz ve toprakla örtülü damların sokağa bakan kenarlarına, biriken yağmur sularını akıtmak için dişi bazalttan oyularak yapılmış çörtenler yerleştirilmiştir. 
Her yönüyle Diyarbakır ev mimarisinin tüm özelliklerini, ekonomik duruma paralel olarak daha bir ihtişamla yansıtan Cemil Paşa Konağı uzun yıllardır kullanılmamasına paralel bakımsız ve harap haline rağmen, görkemini hissettirebilmektedir. Selamlık ise daha uzun bir süre boş kaldığından, üst örtüler tamamen çökmüş, bazı duvarları ise tamamen yıkılmıştır.  
 
Konak'ın ihtişamı 
 
Konak'ın asıl sahiplerinin yaşadığı dönemdeki ihtişamını Cemil Paşa'nın torunlarından Ekrem Cemil Paşa anılarında şöyle anlatmaktadır: 
"Ben yirmibir yaşıma gelinceye kadar Cemil Paşa Konağı denilen bir saray, bir şato belki de bir kışla görünümünde olan muazzam bir konakta yaşadım. Bu muazzam konağın dairesinde yirmiden fazla hanım, yirmi kadar hizmetçi ve işçi, otuzdan fazla çocuk vardı. Selamlık dairesinde de yirmiden fazla hizmetçi vardı: Kahveci, oda hizmetçileri, sofra hizmetçileri, çıraklar. 
Harem ve selamlık dairelerinin çiçek bahçesinde; akasya, leylak gibi süs ağaçlarından başka kırk elli kadar da elma, armut, kayısı, şeftali ve dut türünde meyva ağaçları vardı. Her dairede suyu gece gündüz akan havuz ve çeşmeler vardı. Biz çocuklar ilk yüzmeyi bu havuzlarda öğrendik. Yine biz çocuklar üç grup idik. Benim iştirak ettiğim grup onbir oğlan ve üç kızdı. Bizden dört beş yaş büyüklerin küçük grubu vardı. Küçüklerin grubu daha kalabalık idi. Kucakta, beşikte ve birçok küçük çocuk daha vardı. Her kişi kendi yaş grubu ile kalkar, oturur ve oynardı. Tabii küçükler dainlarının (dadı) nezaretinde idiler. Birçok günler, bilhassa Cuma günleri, bu kalabalık çocuk kafilesine, çok akraba ve komşu çocukları da karışırlardı. 
Ders saatlerinden sonra, oyun saatlerinde Cemil Paşa'nın bir sürü yavruları, çok sevinçli çok eğlenceli vakitler geçirirlerdi. Yaşı onun üstünde olanlar ağaçlara tırmanma hakkına sahip idiler. Ağaçlardan meyve toplarlar, yerler, ninelerine, annelerine, kardeşlerine ve kendilerine nezaret eden hizmetçilere takdim ederlerdi. Çocukların yaşları ilerledikçe oyunları, eğlenceleri de ilerledi. Sekiz yaşından itibaren çocuklara binicilik öğretmek için çeşitli boyutlarda Şam eşekleri alınmıştı. Selamlık dairesinin bir ahırlık bölümü vardı. Bu bölümde avlu, akrabalık, samanlık ve çeşitli genişliklerde ahırlar vardı.”
 
Restorasyon ve İşlevlendirme Çalışmaları
 
Uzun yıllardır kullanılmayan ve harap durumda olan konağın, Büyükşehir Belediyesince korunmasına yönelik çalışmalar başlatılmış, öncelikle mülk sahipleriyle yapılan görüşmeler sonucunda, kamulaştırma işlemleri yapılmış ve hemen akabinde de projelendirilerek restorasyon çalışmaları başlatılmıştır. Onarım sonrası Kent Müzesi olarak işlevlendirilecek olan konak, yeni işlevi ile hem kendini hem de Diyarbakır’ın belleğini geleceğe taşıyarak çok önemli bir görevle var olmaya devam edecektir. 
Diyarbakır Sivil Mimarisinin en güzel örneklerinden biri olan Cemil Paşa Konağı, mimari özelliklerinin yanı sıra, Kent Müzesi olarak Diyarbakır’ın ve yakın çevresinin kültürel birikimlerinin sergilenip yaşatıldığı, bir sosyal uzlaşı mekanı işlevini de yüklenmiş olacaktır. 
 
Konağın, Kent Müzesi olarak yeni işleviyle yeniden kentle buluşmasını, Diyarbakırlılar heyecanla beklemektedirler.

Kaynakça:  
SÖZEN, Metin (1971), Diyarbakır’da Türk Mimarisi, İstanbu.l
BEYSANOĞLU, Şevket ( 1987), Anıtları ve Kitabeleriyle Diyarbakır Tarihi I, Ankara.
ERGİNBAŞ, Doğan (1953), Diyarbakır Evleri, İstanbul.
TUNCER,O. Cezmi ‘1999) Diyarbakır Evleri, Ankara
 
Nevin Soyukaya
Diyarbakır Müze Müdürü