Turizmde Sosyal Yaklaşım: Yoksul Yanlısı Turizm
Ana Sayfa » Makaleler » Turizmde Sosyal Yaklaşım: Yoksul Yanlısı Turizm
Turizmde Sosyal Yaklaşım: Yoksul Yanlısı Turizm
26 Eylül 2012 Çarşamba

1. Giriş

Geçen son 50 yılda turizm sektörü dünya genelinde oldukça hızlı bir yükseliş trendi izlemiş ve istihdam yaratma, döviz elde etme anlamında önemli sektörlerden biri haline gelmiştir. 2010 yılında dünya genelinde 935 milyon kişi turist olarak seyahat etmiştir. Bu turist sayısı 2009 yılına göre % 6,7 oranında bir artışa işaret etmektedir (UNDP, 2011). Turizmde yaşanan bu yükselişin gelecek yıllarda da devam edeceğini tahmin eden Dünya Turizm Örgütü, turist sayısının 2020 yılında 1,6 milyar kişiyi bulacağını öngörmektedir. 

Her ne kadar hala gelişmiş ülkeler, önemli turizm destinasyonları ile turizmden çok daha fazla gelir elde ediyor olsalar da, sektörde yaşanan gelişmelere paralel olarak turizm destinasyonları da çeşitlenmeye başlamış, pek çok gelişmekte olan ve az gelişmiş ülke değişen turizm yaklaşımları sonucu turizmden daha yüksek oranlarda gelir elde etmeye başlamışlardır. 1990 ile 2009 yılları arasında az gelişmiş ülkelere seyahat eden turist sayısında % 11 artış yaşanmıştır (UNDP, 2011). Deniz-kum-güneş anlayışının yanı sıra kültür turizminin de giderek önem kazanması, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için önemli bir fırsat yaratmıştır. Yoksul kesimlerin yoğun olarak yaşadığı bu ülkeler için turizm fırsat içeren bir sektör haline gelmiştir. Hem uluslararası kuruluşlar hem de hükümetler turizmin gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkeler ve bölgeler için önemli bir sosyo-ekonomik kalkınma potansiyeli içerdiğini görmeye başlamış ve bu fırsatı değerlendirmek için tedbirler alarak çeşitli projeleri hayata geçirmişlerdir (UNDP, 2011). Dolayısıyla turizm sektörü hem gelişmekte olan hem de az gelişmiş ülkeler için önemli bir kalkınma aracı haline gelmiştir. 

2. Yoksul Yanlısı Turizm

Uzun yıllar boyunca turizm daha ziyade büyük işletmelerin yüksek gelirli insanlara sundukları lüks bir tüketim hizmeti olarak algılanmıştır. Bu nedenle özellikle yoksul ülkeler için eşitsizlikleri ve yoksulluğu arttıran bir sektör olarak değerlendirilmiştir. Oysa günümüzde turizm, her kesime hitap eden, farklı sosyo-ekonomik grupların farklı turizm yaklaşımlarına göre şekillenen hizmet anlayışı ile sadece büyük işletmelerin hakim olduğu bir sektörden ziyade çeşitli toplum kesimleri için olanaklar yaratan bir sektöre dönüşmüştür. Bunun sonucu olarak turizm, özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için kalkınmada öncelikli sektörlerden biri haline gelmenin yanı sıra, yoksullukla mücadele için de önemli bir araç olmaya başlamıştır. Bu yaklaşım değişimi ile “Yoksul Yanlısı Turizm (Pro-Poor Tourism)” kavramı ortaya çıkmıştır. Yoksul Yanlısı Turizm ile turizme dayalı kalkınma çalışmalarının yoksulların ihtiyaçlarını gidermeye ve yaşam koşullarını iyileştirmeye yönelik planlanması kastedilmektedir (Scheyvens, 2001). Yoksul Yanlısı Turizm bir yaklaşımdır, amacı yoksulları da karar alma süreçlerine dahil etmek, ekonomik gelişimden pay almalarını sağlamak, bu vesileyle yaşam koşullarını iyileştirmek; öte yandan yaşanacak ekonomik gelişmeden yoksul kesimlerin olumsuz etkilenmesini önlemeye yönelik tedbirler almaktır (Ashley, Roe and Goodwin, 2001). Yoksul yanlısı turizm anlayışı, ekonomik büyümeden tüm kesimlerin faydalanacağı argümanına alternatif olarak bu büyümeden yoksulların da pay alabilmesi için bazı tedbirlerin alınması gerektiği yaklaşımını savunmaktadır (Jamieson, Goodwin and Edmunds, 2004).

Birleşmiş Milletler Binyıl Kalkınma Hedeflerinden en önemlisi yoksul olarak tanımlanan 1 doların altında gelirle yaşayan kişi sayısının 2015 yılına kadar yarı yarıya azaltmasıdır. Bunun için pek çok strateji geliştirilmiş ve programlar oluşturulmuştur. Ancak şu bir gerçektir ki, yoksulluğun azalması için yapılabilecek önemli çalışmalardan biri de yoksul yanlısı bir ekonomik büyüme hedefinin ortaya konmasıdır (Ashley, Roe and Goodwin, 2001). Bu noktada turizm sektörü de yoksul yanlısı ekonomik büyümenin yaratılabileceği öncelikli sektörlerden biridir. 1998 yılından itibaren “Yoksul Yanlısı Turizm Ortaklığı” kurulmuş ve bu tarih itibariyle turizmin yoksullukla mücadele için kullanılabilecek önemli bir sektör olduğu vurgulanmıştır (International Tourism Partnership and Responsible Tourism, http://www.propoortourism.org.uk). Bu süreci takiben, Dünya Turizm Örgütü, 2002 yılında Johannesburg’da gerçekleştirilen Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesinde “Turizm ve Yoksullukla Mücadele Raporu”nu sunmuştur. 

Turizm sektörü yoksulların ihtiyaçlarını karşılama ve bu kişilerin ekonomik hayatın bir parçası haline gelmeleri noktasında pek çok olanak sunmaktadır. Emek yoğun bir sektör olarak niteliksiz işçiye de istihdam yaratmaktadır. Kadın ve genç istihdamının yoğun yaşandığı, dolayısıyla dezavantajlı olarak tanımlanan bu grupların ekonomik hayata katılmalarını, güçlenmelerini ve toplumun bir parçası haline gelmelerini sağlayan bir sektördür. Eğitim seviyesinin düşük olduğu, nitelikli işçi sayısının sınırlı kaldığı gelişmekte olan ve azgelişmiş ülkeler ve bölgeler için önemli bir istihdam alanı yaratmaktadır. Sanayi sektöründen farklı olarak turizm sektörü, küçük girişimcinin hatta zaman zaman yoksulların dahi yatırım fırsatı elde edebileceği seçenekler sunmaktadır (UNDP, 2011). Benzer şekilde turizm sektörü diğer sektörlere göre daha az sermaye ve altyapı yatırımına gereksinim duymaktadır. Ülke ve bölge için ekonomik kalkınma fırsatı yaratırken kültürel ve doğal değerlerin korunmasına da vesile olmaktadır. Bu yönü ile sürdürülebilir kalkınma yaklaşımının hayata geçirilebileceği sektörlerden biridir. 

3. Yoksullukla Mücadele ve Turizm

Yoksulluk tanımı zaman içerisinde değişmiş ve sadece maddi imkansızlıkları tanımlayan bir kavram olmaktan çıkmıştır. Yoksulluk kavramı, sosyal hizmete ve kaynaklara erişim noktasında dezavantajlı konumda olmayı, yani yoksunluğu ve sosyal dışlanmayı da içeren yeni bir kavrama dönüşmüştür. Dolayısıyla yoksul tanımı sadece geliri düşük olan insanları değil, aynı zamanda karar alma mekanizmalarına erişmekte zorlanan, sosyal hizmetlerden yeterince yararlanamayan, kültürel ve sosyal hayata yeterince katılamayan insanları ifade etmektedir. Bu nedenle herhangi bir sektörde yaşanacak ekonomik gelişmeden yoksul kesimlerin de yararlanabilmesi için ilgili kamu kurumları başta olmak üzere hem özel sektörün hem de sivil toplum örgütlerinin yoksulların karar alma süreçlerine katılımını ve istihdam edilmelerini destekleyici mekanizmaları geliştirmeleri gerekmektedir. Yaşanacak ekonomik büyümeden yoksulların kendi başlarına pay almalarını beklemek yerine, bunu destekleyici mekanizmaların tanımlamasına ve çalışmaların yürütülmesine ihtiyaç vardır. Dolayısıyla turizm sektörünün yoksullukla mücadele aracı olabilmesi için;

Turizmdeki küresel eğilimlerin takip edilmesi, küresel talepler doğrultusunda yerel düzeyde planlamalar yapılması, projeler geliştirilmesi, altyapı ve yatırım çalışmalarının tamamlanması, 

Turizme dayalı kalkınmanın yoksullukla mücadele noktasında nasıl kullanılabileceğinin analiz edilmesi ve buna yönelik bir yol haritasının oluşturulması, 

Yoksul yanlısı turizm yaklaşımının kamu kurumları tarafından içselleştirilerek plan ve programlara yansıtılması, 

Kadınların yoksul yanlısı turizm yaklaşımında önemli bir aktör olarak ele alınması ve cinsiyete dayalı eşitsizlikleri gidermek için kadını öncelikleyen çalışmaların planlanması,

Kişisel ve mesleki gelişimi destekleyici eğitimlerle yoksul kesimin istihdam edilebilirliğinin arttırılması,

Yoksul kesimler için girişimci veya küçük işletmeci olmaları yönünde destekler sağlanması,

Yerel halkın karar alma süreçlerine katılımının planlama boyutundan başlanarak proje uygulama süreçleri boyunca devam ettirilmesi,

Turizm yatırımları ile oluşacak sosyal, kültürel ve çevresel değişimlerden yoksulların nasıl etkileneceğinin hesaplanması ve olumsuz etkilere yönelik tedbirler alınması,

Özel sektör ile yoksullar arasında iletişimi ve işbirliğini güçlendirecek mekanizmaların oluşturulması,

Turizm altyapısını iyileştirmeye yönelik çalışmalardan yoksul kesimlerin yararlanmasının sağlanması,

Kültürel zenginliklerin ve doğal güzelliklerin önemi dikkate alınarak bunları koruyucu ve kollayıcı tedbirlerin yerel halkla birlikte alınması gerekmektedir (Ashley, Roe and Goodwin, 2001; UNDP, 2011).

4. Sonuç

Sonuç olarak turizm sektörü emek yoğun olması, başta kadınlar ve gençler olmak üzere dezavantajlı gruplara, niteliksiz kişilere istihdam olanakları yaratması ve daha az yatırımla ekonomik gelişme sağlaması açısından yoksullukla mücadelede önemli bir araç olarak değerlendirilebilir. Ancak turizmin gerçekten yoksul yanlısı bir strateji ile hayata geçirilmesi için öncelikle kamu kurumlarının ve yerel yönetimlerin yoksul kesimlerin ekonomik büyümeden pay almalarını sağlayıcı tedbirleri alması, bu amaçla gerekli düzenlemeleri yapması, kalkınma planlarını bu doğrultuda hayata geçirmesi ve özel sektörü de bu yönde teşvik ederek bu amaca hizmet edecek yatırımlar yapılmasını sağlaması gerekmektedir. 

Bu noktadan hareketle bölgemizdeki duruma baktığımızda, son yıllarda gerek ulusal kurumlar gerekse yerel kurumlar hem Şanlıurfa hem de Diyarbakır için turizmi öncü sektörlerden biri olarak belirlemişlerdir. Yapılan ulusal ve bölgesel plan çalışmalarında bölgemizin turizm potansiyelleri vurgulanarak önemli program ve projeler hayata geçirilmeye başlanmıştır. Dolayısıyla her iki il için turizme dayalı bir kalkınma stratejisinin belirlenmiş olduğu ve bu hususta ulusal ve yerel düzeyde bir mutabakat sağlanmış olduğu görülmektedir.  Öte yandan her iki ilimizde de hala yoksulluk en önemli sosyal sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle; hem turizm potansiyeli bu kadar yüksek olan hem de yoksulluğun yoğun oranlarda yaşandığı bölgemizde bu iki hususun bir arada değerlendirilerek “yoksul yanlısı turizm” anlayışı ile ele alınması durumunda, ekonomik büyümeyi sağlamanın yanı sıra uzun vadede işsizlik ve yoksulluk başta olmak üzere pek çok sosyal soruna da çözüm üretme fırsatı elde edileceği kolaylıkla öngörülebilir. 

KAYNAKÇA

Ashley, C., Roe, D. and Goodwin, H. (2001). “Pro-Poor Tourism Strategies: Expanding Opportunities for the Poor”, Pro-Poor Tourism Briefing, No 1: April, http://haroldgoodwin.info/resources/ppt_briefing.pdf, 13.01.2012. 

International Tourism Partnership and Responsible Tourism (2011). “Tourism and Local Economic Development”, http://www.propoortourism.org.uk/Publications by partnership/Tourism and Local Development.pdf, 12.12.2011.

Jamieson, W., Goodwin, H. and Edmunds, C. (2004). “Contribution of Tourism to Poverty Alleviation: Pro-Poor Tourism and The Challenge of Measuring Impacts”, http://haroldgoodwin.info/resources/povertyalleviation.pdf, 20.12.2011.

Overseas Development Institute (2007). “Can Tourism Offer Pro-Poor Pathways to Prosperity? Examining Evidence on the Impact of Tourism on Poverty” Briefing Paper 22: June, http://www.odi.org.uk/resources/docs/110.pdf, 13.01.2012.

Scheyvens, R. (2001). “Poverty Tourism”, Development Bulletin 55, pp. 18-21, http://devnet.anu.edu.au/online%20versions%20pdfs/55/6Scheyvens55.pdf, 13.01.2012.

UNDP (2011). Tourism and Poverty Reduction Strategies in the Integrated Framework for Least Developed Countries (Discussion Paper), April, http://portal.unesco.org/en/files/48503/13045122901Tourism_Poverty_Reduction_LDCs_web.pdf/Tourism_Poverty_Reduction_LDCs_web.pdf, 13.01.2012.

World Bank (2004). “Sustainable Tourism and Poverty Alleviation”, presentation by Mr. Eugenio Yunis, World Tourism Organization-ABCDE Conference: Brussels, http://www.tanzaniagateway.org/docs/sustainable_tourism_and_poverty_alleviation.pdf, 13.01.2012.

Ayşegül ÖZBEK
Karacadağ Kalkınma Ajansı
Uzmanı